Guguk Kuşu - One Flew Over the Cuckoo’s Nest
“Deliler Diyarindan Biri Geçti”
Guguk Kuşu temelde özgürlük ve bunu tahakküm altına almak isteyenler arasındaki keskin ve sıcak mücadeleyi anlatır.bir metafor olarak kullanılan guguk kuşu doğada da aslında benzer bir rolü üstlenir. dişi guguk kuşu doğada yumurtalarını başka bir kuşun yumurtalarının yanına bırakır. bunun için seçtiği bir yuvayı uzun süre gözetler. yuvanın sahibi kuş uzaklaşınca, hemen yuvaya gizlice bir yumurta bırakır. bu arada yuvadaki yumurtalardan birini de yok ederek durumun fark edilmesini önler. guguk kuşu romanında Ken Kesley de toplumun terk edilmiş, sürünün dışına atılmış yavrularını işler. çünkü düzen ancak yavrularını yiyerek, tüketerek, onları yola getirmeye çalışarak, yola gelmeyeni ise rahat bırakmayıp evcilleştirmek için türlü sistematik işkenceler yaparak var olur.
Baharın gelişini müjdeleyen Guguk Kuşu
Film bir akıl hastanesinde geçer ve hikaye kızılderili şef olarak adlandırılan tımar edilmek için orada olan hastanın gözünden anlatılır. bu tımarhane çeşitli isimler altında toplanmış hastaları topluma ve onun ahlak düzenine yeniden kazandırmak (Neyi kaybetmişlerdir?) için rutin bir halde çabalamaktadır. ortalıkta ‘iyileşebilirler’ ve ‘iyileşemezler’ vardır. her şeyin belli kurallar silsilesi içinde geçtiği bir süreçte McMurphy bir ıslah evinden buraya deli olduğu şüphesiyle getirilir. İşte aslında hikayede burada başlar. çünkü McMurphy toplum düzenine aykırı bir adamdır ve her şeye rağmen özgür ruhu korumanın ve onu yaşatmanın yollarını aramaktadır. burada sözü edilen deliler arasında zaman geçirecek ve bu zaman sürecinde hastane onun deli olup olmadığına karar verecektir. ancak McMurphy daha ilk anlardan itibaren uyuyan canavarı uyandırır ve hasta olarak yafta yemişleri yeniden hayata döndürür. İçerde yaşayan bu küçük topluluk dışarıdaki büyük toplumun aynasıdır aslında. McMurphy gün gün disiplinin çelikten demirlerini kırar ve orada bile kendine ve düşlerine ait bir dünya kurar. ölü birer insana dönüşen hastalar o geldikten sonra yeniden yaşadıklarının farkına varır. yönetim onların dizginlerini sıktıkça onlar çeşitli biçimlerde direnişlerini sürdürürler.

Aklın yolu bir olduğunda, yalnız olmakla yanlış olmak aynı şeydir….
Toplum bu uyumsuzları buraya tıkmıştır. çünkü dışarısı yani toplum uyum ister. uyum sağlayacak dolayısıyla sürüye ayak uyduracak bireyler ister. bu yüzden buradaki yığın psikolojisi tam da Sören Kierkegaard’ın dediği gibidir: “İnsan sosyal bir hayvandır, sadece sürünün içindeyken mutlu olur. saçmaymış, kötüymüş, onun için fark etmez, her şeyi benimseyebilir, yeter ki sürü de benimsemiş olsun. sürünün yaptığı her şeyi yapar, böylece bir yere ait olur.” McMurphy de diğerleri de bir yere ait olamamış o yüzden koruma altına alınmış ve ‘deli’ yaftası yapıştırılmış kişilerdir. yani özüne bakıldığında burada bütün mesele evcilleştirmektir. Onları evcilleştirmek ve yeniden sürüye katmak, sürüden ayrılan olursa da onları birer ‘boyalı kuş’ haline getirmektir
Scanlon: Yatakhanenin neden gün boyu ve hafta sonlarında kilitli olduğunu bilmek istiyorum
Hemşire: …Yatakhaneyle ilgili sorunuza gelince Bay Scanlon…kapıyı açık bırakırsak,kahvaltıdan sonra doğruca yatağa gidersiniz. Başkalarıyla birlikte geçirilen zaman çok iyileştiricidir.
Scanlon: Yani demek istiyorsunuz ki…kendi başına olmayı istemek hastalıklıdır?

Kafesten Bir Kuş Uçtu Guguk Kuşu….
Yönetmen
Miloš Forman
Yapımcı
Michael Douglas
Senarist
Lawrence Hauben, Bo Goldman, Ken Kesey
Oyuncular
Jack Nicholson, Louise Fletcher, William Redfield, Michael Berryman,Peter Brocco,Dean R. Brooks, Alonzo Brown, Scatman Crothers,Mwako Cumbuka,Danny DeVito ,William Duell
Müzik
Jack Nitzsche
Yapım Yılı
1975
Ülke
ABD
